Yazı Detayı
04 Mart 2021 - Perşembe 00:00 Bu yazı 4011 kez okundu
 
SARI MERCEDES
Murat Genç
 
 

 

Çekimleri 1987 yılından 1992 yılına dek süren , yönetmenliğini ve senaristliğini Tunç Okan'a ait Türk-Fransız-Alman-İsviçre ortak filmi olan "Sarı Mercedes"i bir çoğumuz izlemiştir. 

Almanya'da azimle ve gayretle çalışıp Mercedesini alan Bayram'ın ,  Almanya'dan Türkiye'ye gelirken yaşadıklarının anlatıldığı film  Adalet Ağaoğlu'nun bir yol hikâyesini ele aldığı Fikrimin İnce Gülü eserinden beyaz perdeye uyarlanmıştır. 
Burada insanların hayatın gerçeklerine bakış açılarının farklılıklarından ve kişisel hırslarından bahsedilmektedir. 

Başrol oyuncusunun  bir çok yerde problem yaşaması ve köyde biten yolculukta aracın neredeyse paramparça olana kadar sürekli kaza geçirmesi , filmin akılda kalan en belirgin özelliğidir.


İşte geçtiğimiz ay içerisinde haber röportaj reklam ve belgesel çekimleri yaparken ,  çekimler  arası yolculuklarda başıma hiç olmadığı kadar kaza gelmesi , bu defa siz değerli okurlarımıza bu köşeden "Kaza ve Kader" ile ilgili paylaşımda bulunmamı gerektirdi. 

Meselenin farklı boyutları tabiki var ;  örneğin araç modeli , yolun zemini , kış iklimi , hazır bulunuşluk seviyesi konuşulabilir mevzulardır. Lakin bir yolculuğa ne kadar kaza sığabilir ki demeyin. 

Geçtiğimiz ay içinde ; 
- Artvin Borçka'da plakasını ve markasını tespit edemediğimiz bir araç yasal hızını aşıp süratle gelip sol aynamı kırdı , 
-Erzurum'da su püskürtme sistemi muayene istasyonunda -35 derecede donup motorun arızalanmasına neden oldu , 
-Kayseri'de yolculuk esnasında ön yolcu koltuğunun kırıldı , 
-Şanlıurfa'da yoğun yağmurda bir kamyonun tekerinden çıkan su birikintisi önce silecek sonra aracın kontak anahtarının kırılmasına neden oldu , 
-ve sadece 4 saat sonra Diyarbakır'da ikinci yedek sileceğim de kırıldı ,
- Ahlat-Erciş yolunda 23 km boyunca kar fırtınasında tek silecekle gece yolculuğundayken tekerleğin havası indi ve umulmadık şekilde 4 adet sıfır lastikten 3'ü birkaç gün arayla patladı , -- Samsun'da gece karanlıkta inek kaputun üzerine düşdü , 
- Çorum Sungurlu yolunda aniden yola çıkan köpeğe çarpmaktan kılpayı kurtulduk ama lastikler asfalta imza attı , 
-yolculuğun son kısımlarında şebekenin çekmediği bir dere yatağında gizli buzlanmadan dolayı Karayazı-Tutak-Patnos yolunun 50. kilometresinde Jandarmanın beni kurtlara yem olmadan önce kara saplanmışken kurtarma operasyonu ,  kazalar zincirinin "finish" kısmını gösterdiğini zannediyordum  ve "SARI MERCEDES FİLMİ BENİM IÇİN BURADA BİTTİ " diyordum. 

Halbuki meşhur olmuş şu söz aklıma geldi  : 
ALLAH c.c.  isterse kulun işini mermere geçirir çürük dişini, 
ALLAH istemese kulun işini lokum  yerken kırar sağlam dişini.

Yani ortada bir karar var , kararlarında üstünde bir emir varki oda Alemlerin Rabbi olan Allah c.c insanları bir takım kazalarla belalarla imtihan etmektedir. 

Bireysel olarak ben bunlar ve benzeri durumlarla imtihan olurken diğer insanlarında muhakkak kendine göre bir imtihan meselesi vardır. 

" KAZA VE KADER " konusunda  Filistinli alim En Nebhani şöyle açıklama yapıyor : 

"Kaza ve Kader" meselesinin üzerine oturtulması gereken asıl konu, fiile uygulanacak sevap ve ceza konusudur. Yani kul hayır veya şer olan bir fiili yapmaya mecbur mudur yoksa bu konuda serbest midir? Fiili yapıp yapmama serbestiyeti var mıdır yoksa böyle bir serbestiyete sahip değil midir?

Kulların fiillerini inceleyen kimse insanın iki daire içerisinde yaşadığını görür.

Bunlardan birincisi insanın hakim olduğu dairedir. Bu daire, insanın tasarrufu altında bulunan ve serbest seçimi ile insanın fiillerini dilediği gibi yapabildiği bir alandır.

İkinci daire ise; insana hakim olan dairedir. İnsan bu daire içerisinde bulunur ve fiillerini bu daire çerçevesinde yapar. Bu dairede insandan çıkan veya insan üzerine uygulanan fiillerde insanın hiçbir rolü yoktur.

Duvarın üzerinde bulunan bir şahsın düşerek bir başka kişiyi öldürmesi, kuşa ateş eden kimsenin açtığı ateşin varlığından haberdar olmadığı bir insana isabet ettirip onu öldürmesi, telafisi mümkün olmayan bir arızadan dolayı bir uçağın düşmesi, bir otomobilin veya trenin devrilmesi ve bu nedenle de yolcuların ölmesi ve buna benzer birçok olay bu kapsama giren olaylardandır. İşte insanın üzerinde gerçekleşen veya insandan çıkan bu tür fiillerin olmasını her ne kadar varlık kanunları gerektirmese de, bunların hepsi insanın iradesi olmadan, ya insandan çıkmıştır ya da insanın üzerinde gerçekleşmiştir. Bu tür fiiller insanın gücü altında olan fiillerden değildir. Bunlar insana egemen olan dairede gerçekleşen fiillerdendir.

İşte, insana egemen olan bu dairede gerçekleşen fiillerin tamamı “Kaza” diye isimlendirilir. Çünkü fiile hükmeden Allah'tır. Fiilin meydana gelmesinde kulun iradesi hür değildir. Kulun herhangi bir serbestiyeti de yoktur.

 Bu nedenle bu fiillerin sonucunda insanın değerlendirmesine göre sevgi veya hoşnutsuzluk, fayda veya zarar olsa da, ortaya çıkan sonuçlardan Allahu Teâla kulu sorgulamaz, cezalandırmaz. Yani insan her ne kadar hayır ve şer olarak değerlendirse de bu fiillerdeki hayrı ve şerri bilen yalnızca Allahu Teâla'dır. Çünkü bu türden fiillerin oluşumunda insanın etkisi yoktur.

 İnsan bu tür fiillerin niteliği ve fiil hakkında bir şey bilemeyeceği gibi fiili kendinden uzaklaştırma veya kendine doğru çekme imkânına da sahip değildir. 

Bu nedenle de bu tür bir fiilden dolayı ne sevap kazanır ne de cezalandırılır. İşte "Kaza" budur. Bu durumdaki bir fiilden dolayı da "Kaza" oldu denilir. Sonuç olarak da insanın kazanın Allah Sübhanehu ve Teâla’dan olduğuna inanması, iman etmesi lazımdır.

B- İnsanın hâkim olduğu dairedeki fiillere gelince: Bu daire, insanın serbestçe seçtiği nizama göre, yani Allah Subhenehû ve Teala’nın Şeriatına veya bir başka nizama göre yaşayabildiği dairedir. Bu daire insanın kendisinden kaynaklanan veya kendi iradesiyle insan üzerinde vuku bulan amellerin görüldüğü dairedir. 

İnsan dilediği gibi yer, içer, yürür, istediği zaman yolculuk yapar. Dilediği zamanda da bunları yapmaz. İnsan ateşle yakar, dilediği gibi bıçakla keser, dilediği gibi cinsi ihtiyacını veya mülk edinme ihtiyacını veya midevi açlığını doyurabilir. 

Bir fiili serbestçe yapabildiği gibi yine serbestçe de ondan vazgeçebilir. Bu nedenle de insan bu daire içerisinde yaptığı fiillerden sorumludur. Sevabı hak edecek bir fiili yaptığı zaman sevapla mükâfatlandırılır, cezalandırılmayı gerektiren bir fiili yaptığında da azap ile cezalandırılır.

Tüm bu açıklamalardan sonra deprem , sel , tsunami , volkanik patlamalar için belki hepimiz çaresiziz ama sömürge savaşları , hukuksuz işgaller , Afrika başta olmak üzere küresel açlık , yoksulluk , hastalıklar için insanlar birşey yapabilir. Bulunduğu çevreden başlamak üzere aile toplum ve nihayetinde ümmet ve insanlık için değişimi arzulamalıyız. 

Yapılması gereken ilk şey değişmesi gereken şeyler olduğunu kabul etmek. Çünkü bizler fikirlerimizi değiştirmezsek davranışlarımızı , bakış açımızı değiştirmezsek sömürü düzenlerini değiştiremeyiz. 

Bir Sarı Mercedes filmine benzesede hayatımız , ümitvar olmak zorundayız. Değişimin cevherinin bizde olduğunu unutmamak lazım. 

Ve bu gün geriye kalan ömrümüzün ilk günü..

Selametle kalın
Haberim gazetesi ,
Bizi takip edin haberiniz olsun. 

Not : makaleme konu olan yolculuklarımda yardımcı olan arkadaş ve dostlarıma teşekkür ederim. 
Sanayi ustalarından Samsunlu Bülent Ustaya, Fatsa'dan Şahin ustaya Erzurum'dan Dağ Rot Balans Ailesine , canlı görüntüyle desteklerini esirgemeyen yol yardımcım kıymetli abim Tuncer Bey'e de teşekkür ederim.

04.03.2021 / ANKARA

    

 
Etiketler: SARI, MERCEDES,
Haber Yazılımı