Haber Detayı
20 Eylül 2021 - Pazartesi 17:17 Bu haber 3432 kez okundu
 
Nörobilim Uzmanı Profesyonel Koç, Müge Canan: Nörobilimin Yaşamımızdaki Önemine Dikkat Çekiyor!
YAŞAM Haberi
Nörobilim Uzmanı Profesyonel Koç, Müge Canan: Nörobilimin Yaşamımızdaki Önemine Dikkat Çekiyor!

   

 

Her gün verdiğimiz birçok kararın arkasındaki itici güç nedir?  Algı, öğrenme, kişilik, sosyal psikoloji ve motivasyonun hayatımızdaki önemi ne?

Bunları da kapsayan nörobilimin iş dünyasındaki yerinin yakın gelecekte daha etkin bir konuma geleceğine inandığımızı belirterek, son yılların popüler konusu Nörobilimi, sizler için araştırdık.

Nörobilim Uzmanı, Profesyonel Koç ve Danışman Müge Canan’a,  

Koçluğu,

Mesleğe ilginin neden artmış olabileceğini,

Yaşam Koçu’nun Nelere Çok dikkat etmesi gerektiğini,

kendisini neden Gestalt ekolüne yakın bulduğunu ve daha birçok merek edilenleri sorduk?

Üniversite yıllarında tasavvufla ilgilenmeye başladığını, temel motivasyonu insanı ve insan davranışını anlayabilmekten aldığını ifade eden Canan,  koçluk mesleğini kendimi keşif için kullandığı bir araç olarak gördüğünü, iyi bir koç olmak için koçluk eğitiminin yeterli olmadığını erişilebilir hedefler koyarak, gerçekçi adımlar atmanın önemine dikkat çekti.

Nörobilim alanında Yüksek Lisans Yaptığını anımsatan Canan, kurucu ortağı olduğu AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık Firmasında Profesyonel Koçluk/ danışmanlık hizmeti verdiğini belirterek sorularımızı şöyle değerlendirdi.

 

 

Öncelikle sizi biraz tanıyalım? Müge Canan kimdir?

 

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra uzunca bir süre

Ticaret hayatım oldu. Temel motivasyonum insanı ve insan davranışını anlayabilmek olduğu için

üniversite yıllarımda tasavvuf ile ilgilenmeye başladım ve Nefes Yayınevi’nde uzunca bir süre

Gönüllü olarak kavram araştırmaları üzerine yoğunlaşan kitap yazım araştırma grubunda yer aldım.

Bir yandan Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nün kurulması ile birlikte

Tasavvuf sertifika programlarına katılmaya başladım ve bunlara devam ederken özel ilgi alanım olan

Nörobilim konusunda 2016 yılında yine aynı üniversitede yüksek lisans yapmaya başladım. 2017

Senesinde Prof. Dr. Sinan Canan ile “AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık” şirketini kurdum. 2020

Senesinde de dijital ve fiziksel öğelerin harmanlandığı gelişim modelleri üreten “Okutu” şirketini

kurdum. Halen AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık şirketinde profesyonel koçluk /danışmanlık

hizmeti veriyor ve Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Enstitüsü’nde doktoramı yapmaya devam

ediyorum.

 

Günümüzde yaşam koçluğu yapan bir çok insan var. Peki bu mesleğin bu kadar artmasının

sebepleri sizce nedir?

-Koçluğun “Yaşam koçluğu” diye adlandırılmasını çok iddalı buluyorum. Koçluk; sadece

uluslararası koçluk federasyonları tarafından akredite edilen eğitim kurumları tarafından verilen

eğitimler, süpervizyonlar, belli saatler süresince koçluk yapıp sonrasında verdiğin sınavlar

sonucunda elde edilen yetkinlikle icra edilebilecek bir meslek. Bu federasyonlar bununla da

kalmayıp belli aralıklarla eğitimler almak zorunda bırakıyor koçu. Yoksa bünyesinde tutmuyor.

Sürekli eğitim koçluk mesleğinin tabiatı haline geliyor böylece. Yani bir kaç haftalık ya da 3-5 aylık

kurslara gidip sonra ben koç oldum diye çıkamıyorsun ortaya. ama maalesef ülkemizde bu

federasyonlara bağlı olmayan onlarca eğitim kurumu koçluk eğitimi veriyor ve dolayısıyla herkes

koç. Üstelik de Yaşam Koç’u :) Aslında çok faydalı olabilecek bir işin bu şekilde kirlenmesi üzücü.

Bu kolaycı yaklaşım bu işin bu kadar hızlı yayılmasında etkili maalesef.

İnsanları koçluk almaya iten sebep nedir?

 

-İnsan sosyal bir canlı. Birbirimize muhtacız. Doğada tek başımıza var olmamız hem yaşamsal

olarak hem de psikolojik olarak mümkün değil. İnsan öleceğini bilen tek canlı olduğu için yaşamını

sürdürebilme mücadelesi içgüdüsel olmasının ötesine geçerek çok daha bilinçli bir hal almış ve

topluluk halinde medeniyetler kurmuş. Birlikte yaşam sürmek bir yandan hayatta kalmayı

kolaylaştırırken bir yandan da psikolojik sağlığı da güçlendirir. Çünkü biz kendimizi hep bir başkası

üzerinden görür ve ifade ederiz. Bir başkasıyla var oluruz. Dolayısıyla rehberliğe ihtiyaç duyarız.

İnsan olarak doğmamız insan olmamız anlamına gelmiyor. Mesela Feral çocuklar örneğine bakalım.

Hayvanlarla büyüyen çocukların insan davranışı sergileyemediğini görüyoruz. Konuşamıyorlar ve

iki ayaklarının üstünde duramıyorlar. İnsan davranışına sahip olabilmesi için bile insana ihtiyacı

var. Hayvanlarda böyle değil. Evde doğan ve büyüyen kedi insan gibi olmuyor. Çünkü beyin

gelişimini tamamlayarak bu dünyaya geliyor. İnsan beyin gelişimi tamamlanmadan dünyaya gelen

tek canlı olduğu için gelişimi doğduktan sonra da devam ediyor. Muhtaç olarak doğan insan her bu

muhtaçlık duygusu ile gelişimini tamamlıyor. İnsanda hep bir eksiği tamamlama ihtiyacı var.

İnsanların koçluk alma isteği de bu ihtiyaçtan. Bir başkasından alacağı geri bildirimle kendisini

bilme çabası aslında. Eksiğini tamamlama ve daha iyi versiyonuna ulaşma çabası.

 

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

 

-Ben kendimi yaşam koçu değil yaşam öğrencisi olarak tanımlayabilirim ancak. Başkasının

yaşamına koçluk yapmayı hadsiz buluyorum doğrusu :)

Koçluk; bir yol arkadaşlığı adeta. Koçun karşısındakine bir şey öğretme derdi olmaz. Koçun

danışanıyla çıktığı yolculuk hem kendisi hem de danışanı için bir keşif yolculuğudur. Danışanının

var olan potansiyelini ortaya çıkaran bir ayna vazifesi görür koç ama bunu yapabilmesi için kendi

kirinden pasından temizlenmiş cilalı bir ayna olabilmesi gerekir. Yani danışanının karşısına kendi

gündemini ve egosunu bir kenara koyup oturabilmeli. Koç, ben oldum dediği yerde mesleki

gerileme içine girmiş demektir. Oldum demesi öldüm demesi gibidir çünkü onun ana konusu en

büyük muamma olan insandır.

Kısacası koçun önce kendisine koçluk yapabilmesi gerekir.

Bu bakış açısıyla, koçluk mesleğini aslında biraz da kendimi keşif için kullandığım bir araç olarak

görüyorum diyebilirim.

 

Siz nasıl karar verdiniz hangi ekolü seçeceğinize?

 

-Aslında bir karar vermedim. O dönem koçlukla ilgili çok fazla önyargım vardı ve bilmediğim bir

şeyi yargılamanın doğru olmadığını fark ederek koçluk eğitimi almaya karar verdim. Türkiye’de bir

çok farklı ekol ile eğitim veren çok düzgün eğitim kurumları var. Herhangi biri seçilebilir. Aynı

yere farklı yollardan gitmek gibi bu. Herkes mesleği icra ederken kendi tarzını geliştiriyor. Sadece

koçluk eğitimi iyi bir koç olmak için kesinlikle yeterli değil. İnsanı anlamaya dair her bilim ve

ilimden faydalanarak kendini geliştirmeli koç. Kendine faydan yoksa kimseye faydan olmuyor zira.

Dolayısıyla hangi ekolden olduğunun çok önemi yok ama kendimi * Gestalt ekolüne yakın

buluyorum diyebilirim. Yirmili yaşlarımdan beri içinde olduğum Tasavvuf eğitiminin ve sonrasında

yaptığım *Nörobilim yüksek lisansının bu işe faydası büyük oldu. Koçluk eğitiminin bana en büyük

katkısı ise etkili iletişim yöntemleri oldu. Her danışanımın bana geldiğindeki meselesinin bende

yarattığı farkındalık ise bu işi aşkla yapmamdaki en büyük motivasyon.

 

Bir koç olarak genç girişimcilere vermek istediğiniz tavsiyeler nelerdir?

-Girişimci; öncelikle şu üç sorunun cevabını kendisine çok net bir şekilde vermeli.

Ne yapmak istiyorum?

Nasıl yapacağım?

Ve en önemlisi Neden bu işi yapmak istiyorum?

 Yapmak istediği işin Neden ’inin yani amacının, değerlerinin neresinde olduğuna çok dikkatli bakmalı çünkü Çıkacağı yolda ana yakıtı, amacının değerleriyle örtüştüğü yer olacak. Bu konuda kendine dürüst olması çok önemli. Neyi nasıl yapacağı bilgisi olsa bile Neden’i yeterince güçlü değilse zorluklar

karşısında göstermesi gereken sabır ve istikrarı gösterebilmesi mümkün olmaz. Girişimcinin hem

kendisinin hem de yapacağı işin eksi ve artılarını iyi biliyor olması sonraki atacağı adımlar için

önemli. Eğer girişimci konuya hakim değilse o işe hiç başlamamalı. Yani ne yaptığını iyi biliyor

olmalı. Nasıl yapacağı konusundaki en kritik nokta ise doğru ekibi kurmakla başlar. Konusunda

uzman birbirini tamamlayan bir ekip herseyin başlangıcıdır. Büyük resmi görüp erişilebilir hedefler

koymak ve hayalinden kopmadan gerçekçi adımlar atmak ise en önemli tavsiyem olabilir.

 

- *Nörobilim. Temelinde insanı anlamak olmakla birlikte  (sinirbilim) sinir siteminin araştırılmasına dayalı bir bilim dalıdır.

-* Gestalt (Gestalt sözcüğü, Almanca “bütün”, “biçim” gibi anlamlara gelmektedir)  ekolü, algı, öğrenme, kişilik, sosyal psikoloji ve motivasyon gibi alanlarda yaptıkları çalışmalarla psikoloji üzerinde silinmez bir iz bırakmış

İnstagraM: mügecanann

Röportaj Hazırlık : Melek Şenol 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Nörobilim, Uzmanı, Profesyonel, Koç,, Müge, Canan:, Nörobilimin, Yaşamımızdaki, Önemine, Dikkat, Çekiyor!, , , , ,
Yorumlar
Haber Yazılımı