Haber Detayı
25 Kasım 2020 - Çarşamba 17:20 Bu haber 41899 kez okundu
 
“Çocuklarımın Siyasetçi Olmasını İstemem”
Milletvekili Yokuş’tan Ders Gibi Mesaj: “Çocuklarımın Siyasetçi Olmasını İstemem” Son günlerin gündemdeki Siyasi Partisi, İyi Parti’nin Konya Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon üyesi Eski deneyimli sendikacı Fahrettin Yokuş…
SİYASET Haberi
“Çocuklarımın Siyasetçi Olmasını İstemem”

 

 

 

Siyasetten ekonomiye, pandemiden hukuk sistemine kadar çalışmalarını ve düşüncelerini medya -24’ten Duygu Uslu’ya açıkladı.

“Türkiye’de ki en öncelikli sorunun adaletsizlik ve güvensizlik olduğuna vurgu yapan Yokuş, haklıyı haksızı ayırt edemezsek kalkınamaz gelişemeyiz.” diyor.

...En çok neden endişe duyuyor, çocuklarının siyasete girmesini neden istemiyor.

...Ekonomi nasıl düzelir, huzur nasıl sağlanır? 

...Sendika yöneticisi iken FETÖ’cüler ona nasıl bir oyun oynadı. Parti’den ayrılan vekillerin iddialarıyla ilgili ne düşünüyor.

Gündeme damga vuracak özel röportajda Duygu Uslu sordu.
Milletvekili Yokuş, samimi bir biçimde yanıtladı.

İşte o özel röportajın detayları...

 

 

Uslu: Sayın Fahrettin Yokuş, biliyoruz ki dünyanın ve Türkiye'nin gündemi pandemi süreci, ekonomik problemler, savaşlar ve sorunlar çok yoğun. Yani gündem canımızı sıkan şeylerle dolup taşıyor. Peki Milletvekili, siyasetçi “Fahrettin Yokuş”un süregelen bu problemlerin dışında en çok canını sıkan şey nedir?

 

Fahrettin YOKUŞ: Adaletsizlik...!

           

Uslu: Peki, ne tür bir “Adaletsizlik” ten bahsediyoruz?

 

Yokuş: Hukukun kişiye göre işlemesinden ve Yargının siyasileşmesinden bahsediyorum. Bunu aşmazsak kalkınamayız.  İlerleyemeyiz. Ben eski sendikacıyım. Her zaman haklının sesi olmaya ve haksızlıklara karşı mücadele etmeye çalıştım. Adaletin olmadığı yerde “HUZURSUZLUK” olur. Fakat “Adalet” herkese eşit yansırsa; sorunlar kısa zamanda çözülür. Adaletin olduğu yerde sorunlar da olmaz. Adaletin olduğu yerde kavga da olmaz. Bu durum ekonomiye yansır, toplumun huzurlu yaşamasını sağlar ve toplumda güven duygusu yükselir.

 

- Sizce Günümüz Yöneticileri “Adalet”li Davranıyorlar mı?

 

- Daha önce de belirttiğim gibi toplumumuzda artan bir “Güvensizlik” duygusu mevcut. İnsanların her şeyden önce “Yöneten”e güvenmeleri gerekiyor ki huzurla yaşayabilsinler. Ülkemizi 18 yıldır yönetenler ne yazık ki “Güven” veren iktidar olamadılar. En basit örneği; bu iktidara oy vermemiş kesimler, iktidar tarafından kendilerine ayrımcılık yapıldığı ve ötekileştirildiklerini düşünüyorlar. Bunun sebebi de “Kutuplaştırma” ve “Ötekileştirme” politikaları. Muhaliflerin eleştirilerine şüpheli gözlerle baktılar. Siyasi iktidar Kamu Kaynaklarını ve olanaklarını yakınlarına peşkeş çektiler. 18 yıldır bu durumu yaşıyoruz. Bütün bu yaşananlardan sonra “İyi niyetli “olduklarına ben de inanmıyorum. İktidar yandaş kadrolaşmayla devleti yönetiyor. Türkiye gittikçe tek parti devletine doğru ilerliyor. Cumhurbaşkanı atadığı bakanlarına bile kendi memuru gibi bakıyor.

 

- Siz Nasıl bir adaletsizliğe uğradınız ?

 

-          T. Kamusen ve T. Bürosen’de yönetici olarak 26 yıl sendikacılık yaptım. Bu dönemde çeşitli haksızlıklara uğradım. Ankara dışına sürgün edildim. 26 yıllık sendikal yöneticilik dönemimin 16 yılını ücretsiz izinli olarak profesyonel sendikacı olarak sürdürdüm. Bilindiği gibi ücretsiz izine ayrılan devlet memurlarının izinli olduğu sürelerde ve ya bu hakkı kullandığı süre boyunca özlük haklarında bir değişiklik olmaz. Yani kadrosu, ünvanı dondurulur. Terfi edilmez. Başka yere tayin edilemez. Bu yasal haklara rağmen yasalar çiğnenerek Dış Ticaret Müsteşarlığında müşavir olan kadrom şefliğe düşürülmüştür. Bu hukuksuzluk daha sonra sendika konfederasyon tepkileriyle düzeltilmiştir.

 

 

- Bu süreç sizin için yıpratıcı olmalı, sendika döneminizde yaşadığınız başka sorunlar   oldu mu?

 

-          Ben FETÖ’cü polisler tarafından telefonları yasadışı dinlenen 2009 yılında Türkiye’deki tek Sendika Genel Başkanıydım. Bilindiği gibi FETÖ’cü hainlerin bir çok siyasiyi, gazeteciyi yasadışı dinledikleri daha sonra ortaya çıkmıştı. Ben de FETÖ’cü hainlerin telefonlarını dinledikleri tek Sendika başkanıydım. Davacı oldum ve hala sonuç bekliyorum. Yani sonuçsuz...

- Şu sıralar (Milletvekilliğinde) Adaletsizliğe Uğradığınızı Düşünüyor musunuz?

 

- Hayır. Zaten Milletvekili seçildikten sonra iktidarın şahsımıza bir adaletsizlik yapması zaten düşünülemez. Eğer herhangi bir haksızlığa uğrasaydım, mücadele ederdim. Çünkü ben mücadele adamıyım. Milletvekili olarak milletin sözcüsüyüm hak yemem de yedirmem de. Bugüne kadar kimsenin arkasına sinmedim. Siyasete bu kadar yakından tabi oluşum da ilk olarak İYİ Parti’de başladım.

Ben her zaman; “Ainesi İştir Kişinin Lafa Bakılmaz” şiarıyla ilerledim.

Sendika yöneticilik dönemimde, Yetkili Sendika yöneticisi sıfatıyla 10 yıl üst üste “Memur Hakları” için Hükümetle masaya oturmuş bir sendika başkanıydım. Yılmadan, bıkmadan hakları savundum.

Aynı zamanda Bölücü Terör Örgütü’ne karşı APO davasına da müdahil olmuş bir sendika başkanıydım. Duruşmalara Türkiye Kamu-Sen’e bağlı 11 Genel Başkan olarak İmralı’da müdahil olduk.

Bizim yaptığımız işler belli ve gurur verici.

Hayatım boyunca bir çizgim oldu ve o çizgiden çıkmamaya çalıştım.

 

- Sayın Yokuş, Peki Çocuklarınız? Onlar da Siyasetin İçine Girmek İsteseler kararınız ne olur?

 

- İstemem. Yani siyasi görüşleri elbette olur fakat, yönetici olmasınlar. Çünkü siyaset babadan oğula geçmemeli. Bu çağdışı yöntemi günümüze uyarlamak, aydınlık geleceği karartmak olur.

 

 

 

- Neden İyi Parti?

 

- Ben bir Türk Milliyetçisiyim. Ve bundan gurur duyuyorum. Bizim Partimizde Dünya görüşü farklı olan bir çok insan “Söz Konusu Vatansa, Gerisi Teferruattır” anlayışı ile İYİ Parti çatısı altında buluştular. İYİ Partimizin temel hedefi Türk Milletini Büyük Atatürk’ün hedef gösterdiği Muasır Medeniyet seviyesine ulaştırmak gayesiyle çalışmaktır.  Bizim partimizde demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla işlemektedir. Genel Başkanımız bütün partililerimizin düşüncelerine değer vermektedir. Bu nedenle İYİ Parti Türkiye’nin birliği ve dirliği noktasında samimi olan herkesin rahatlıkla katılabileceği demokratik bir siyasi kurumdur. Daha açıkçası Mecliste gurubu bulunan Partiler arasında Parti içi demokrasiyi içselleştirmiş tek parti İYİ Parti’dir.

“Meclisteki her çalışmanızın arkasındayım!” diyen bir genel başkanımız var. İki buçuk yıllık meclis çalışmalarımızda genel başkanımız bize asla müdahale etmedi.

Biz de Genel Başkanımızın bize güveninin ve desteğinin hakkını vermeye çalışıyoruz. Yani Parti Grubu olarak oldukça verimli çalışıyoruz. Yansımasını Konya’da görebilirsiniz.

 

- Son dönemde ayrılan 2 vekilin iddialarıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

 

Ayrılan arkadaşlarımızın, ayrılık gerekçelerinin 90’ı anlamsız ve gerçekçi değil. 10’luk kısmı ise İl teşkilatlarındaki eksiklikten kaynaklanıyor. Bu eksikliği giderdiğimiz an hiçbir problemimiz kalmaz.

Israrla belirtmek isterim ki, Anayasamızın ilk 4 maddesi vazgeçilmezimizdir.

Biz diyoruz ki son anayasamızın ilk 4 maddesi dışındaki, bütün maddeleri konuşabilir ve tartışabiliriz. 2012 de Mecliste bununla alakalı bir çalışma yapıldı zaten. Bu komisyona Sivil Toplum Örgütleri ve 4 siyasi parti katıldı. (Bu siyasi partiler CHP, MHP, HDP, AK Parti) Sunumlar ve önerilerle çalıştaylar yapıldı. Ancak çalışma sonlandırılamadı. Bu çalışmaya katılanlar hala hayatta yaşıyor ve çalışma hala sonuca bağlanamıyor. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere herkes görüş veriyor. Fakat, özellikle İyi Parti üzerine haksız saldırılar gerçekleştiriliyor.

 

 - Sizce, Bundan Sonra İyi Parti ‘yi Nasıl Bir Süreç Bekliyor?

 

- “Başka Türkiye Yok! Başka Türk Milleti Yok” amacıyla bir araya geldik. Milliyetçi, Demokrat ve Kalkınmacı bir Partiyiz. Genel Başkanımız Meral Akşener Hanım da dahil olmak üzere pek çok tehditler aldık. Bilindiği gibi Sayın Erdoğan Genel Başkanımıza: “Senin dokunulmazlığın yok, fazla konuşma” dedi. Yıldırma ve yıpratılma politikalarıyla karşı karşıya kaldık ve fakat bu bizi her seferinde daha güçlü ayağa kaldırdı. Tüm bunların tek sebebi İYİ Partimizin çok önemli ve kilit bir konumda olmasıdır. İYİ Partiyi oluşturan insanlar tesadüfen bir arada olan insanlar değildir. Makam, Mevki için de bir araya gelmedik. Daha iyi bir Türkiye daha müreffeh bir Türkiye için bir araya geldik. Yolumuz net, hedefimiz bellidir.

 

- Son Olarak Ne Söylemek İstersiniz?

 

- Haksızlıklara ve karalamalara karşı ne duruşumuzdan ne de çizgimizden taviz vermeyeceğiz.

Kaynak: Editör:
Etiketler: “Çocuklarımın, Siyasetçi, Olmasını, İstemem”,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
“Çocuklarımın Siyasetçi Olmasını İstemem”
Haber Yazılımı